17 Ekim 2016 Pazartesi

İÇİMDEKİ YANGIN



ÖZGÜN ADI:  Incendies
YAPIM:  2011 Kanada
YÖNETMEN:  Denis Villeneuve
OYUNCULAR:  Lubna Azal, Melissa Desormeaux-Poulin, Remy Girard
TÜRÜ:  Dram



İncendies ( içimdeki yangın ) tam adının hakkını vermiş denen filmlerden birisi ile karşı karşıya kaldım. Bir arkadaşım güzel olduğunu ve izlenmesi gereken bir film olduğunu söylemişti. İlk defa tavsiyede bulunuyordu arkadaşım ve ben de acabalarla dolu başladım filmi izlemeye. Bittiği zaman bir süre etkisi devam etti. Bir film bu kadar mı güzel olur demeden edemedim.
Konusu: savaştan sonra Kanada’ya yerleşen bir kadın öldüğü zaman ikizlerine birer mektup ve bir vasiyet bırakıyor. Sıradışı vasiyetinden sonra ikizler

20 Haziran 2016 Pazartesi

ÇIPLAK YÜRÜYÜŞ

LADY GODIVA


Bir süredir bloğuma giremiyordum çünkü hem internet hem de bilgisayar problemim var. Sorun hala devam ediyor ama arada fırsat bulunca yazacağım diye aklımda tuttuğum konuları yazayım diye planlıyordum.

Okuduğum kitaplarla ilgili tuttuğum notlarımı yanlışlıkla sildim ve kitap paylaşamayınca bari farklı konularda paylaşım yapayım dedim.

Neyse bu günkü konu başlığım alıntı yaptığım sayfanın başlığı ile aynı olsun dedim çok da düşünmek istemediğimden böyle yaptım.

17 Haziran 2016 Cuma

GEÇİT



ÖZGÜN ADI:  Parada
YAPIM:  2011 Sırbistan
YÖNETMEN:  Srdjan Dragojevic
OYUNCULAR:  :Nikola Kojo, Milos Samolov, Hristina Popovic 
TÜRÜ:  Dram - Komedi


Belgrad'daki onur yürüyüşünü anlatan film beklediğim gibi çıkmadı. Bunu söylerken olumsuz anlamda düşünmeyin hemen gayet güzeldi film. Onur yürüyüşünü gerçekleştirmek isteyen bir avuç eşcinsel ve tesadüfler sonucu evliliği eşcinsellerin onur yürüyüşüne bağlı olan faşist ve eski bir askerin hikayesini anlatıyor.

Film Türkiye'deki onur yürüyüşü öncesi ben de varım beni

8 Mart 2016 Salı

KÖR BAYKUŞ



KÖR BAYKUŞ


ÖZGÜN ADI: Bûf-i kûr
           95 Sayfa
 BASKI: 15. Baskı
              Temmuz 2015
YAYIN EVİ:  :  Yapı Kredi Yayınları


Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar.   S.15
Bu cümleyle başlıyor kitap. Taaa en başta derinliği kalınlığını kat kat aşan bir kitaba başlıyorsun ey okur! der gibi bir giriş yapmış.

Önsözde yazan "Kör Baykuş, Hidâyet için, hayatının bunalımlarını, tekdüze ve karanlık gerçeklerini semboller, alegoriler ve birsamlarla nasıl şiirsel bir plâna yükselttiğinin kanıtıdır."    S.11

21 Ocak 2016 Perşembe

MAİ VE SİYAH



MAİ VE SİYAH
Sayfa:  400 Sayfa
BASKI: Baskı ile ilgili bilgileri almamışım
YAYIN EVİ:  :  Özgür Yayınları


Yeğenim yılbaşından önce okulun kütüphanesinden benim için getirmişti ve ben de onu kırmamak için okudum. Normalde Halid Ziya okumak aklımın ucundan bile geçmiyordu. Ama iyiki de getirmiş, bazan aklımdan eser ve Türk Edebiyatında ilkler yada önemliler listesinde yer alan kitapları okurum. Bu sayede ilk batılı tarzdaki kitabı okumuş oldum.

Türk klasiklerini okumayı düşünenlerin kesinlikle okumaları gereken bir kitap olduğunu belirtmem gerekirmi bilmiyorum.

Önsözde: "Anılarında "en çok beğendiğim romanım" diye söz ettiği Mai ve Siyah'ta Halid Ziya,

7 Ocak 2016 Perşembe

55 - BİTTİ BİTTİ BİTMEDİ




  Sayfa:  190 Sayfa
 BASKI: 1. Baskı
              2014
YAYIN EVİ:  :  Ayrıntı Yayınları


1980 yılında 16 Yaşında Ankara’da tutuklanıp Diyarbakır cezaevine götürülen Tarık ( Murat ) anlatılıyor en başta. Tabi benim gibi kitap hakkında yazarı dışında bir bilgisi olmayan da alıp saf saf okumaya başlıyor.

Kitap ilerledikçe işin rengi değişiyor. Ben de her sayfada bu psikolojik problemleri olan adam acaba ne yapacak diye beklerken birden işe girip Lüsyen ile tanışınca işin rengi değişti. Bence iki farklı hikayeyi kısacık bir kitaba sığdırmaya

4 Aralık 2015 Cuma

54 - İSKİT

İSKİT

  Sayfa:  618 Sayfa
 BASKI: 1. Baskı
              Şubat 2012
YAYIN EVİ:  :  Hyperion Yayınları


İskitlerin Uti boyu ( çobanlıkla geçinen ama yine de savaş konusunda İskit adının hakkını veren bir  boy) bir gün Sarmatlar’ın baskınına uğrar ve Od dışında hiç kimse sağ

24 Kasım 2015 Salı

YEMİN

Biraz geç kalmış bir yazı ama olsun yine de yazayım. İçimde kalmasın dedim.

1924’te Bilecik mebusu Fikret Bey “illa yemin etmemiz lazım” dedi, öneri sundu, “haklısın muhterem” deyip, alkışladılar. Böylece 1924 anayasasına yemin monte edildi………
Peki, kimdir Fikret Bey?

20 Kasım 2015 Cuma

53 - YİTİK BİR AŞKIN GÖLGESİNDE



ÖZGÜN ADI: Siya Evînê
           230 Sayfa
 BASKI:  18. Baskı
            Ekim  2007
YAYIN EVİ:  :  İthaki Yayınları

Kitabın önsözünü büyük yazarlarımızdan Yaşar KEMAL yazmış. Bir yerde diyor ki “çünkü dillerin özelliği, romanın, şiirin biçimini, yapısını, dahası da içeriğini bile tayin eder.” Biraz düşününce ne kadar doğru olduğunu kavrıyor insan. Kürtçe edebiyatı düşününce ağırlıklı olarak kavuşamayan aşklar, savaş, var olma mücadelesi ve kavga içerir. Destanlara bakarsan onlar da kavuşamayan aşkları anlatır, günlük hayat bile aslında savaş kıvamındadır. Ne kadar yok

52 - İLK AŞK





ÖZGÜN ADI: An Abundance of Katherines
           316 Sayfa
 BASKI: 3. Baskı
             Kasım 2004
YAYIN EVİ:  :  Pegasus Yayınları


Katherine ismine takıntısı olan üstün zekalı 17 yaşındaki Colin’in son aşkından sonra yaşadığı depresyon ve sonrasında Lindsey’e aşık olana kadar geçen süredeki yaşadıklarını anlatan ergenius kitabı. İçinde kahramanımız dahi olduğu için bolca matematik işlenmiş olsa da beni hiç mi hiç sarmadı. Bazı kitaplar vardır hiç anlamadığın/ilgi duymadığın bir bilim dalı ( bilimsel makaleler gibi ) bolca işlense de zevkle okuyup anladığını hayretle fark edersin ya. İşte bu kitap o kitaplardan değil J))))
Kitabı Aynı Yıldızın Altında adlı kitabı referans alarak alıp okudum ama verdiğim paraya yazık oldu.

Başka ne diyebilirim ki?

9 Kasım 2015 Pazartesi

51 - MADDE 22

CATCH 22

ÖZGÜN ADI: Catch 22
           618 Sayfa
 BASKI: 3. Baskı
              Ekim 2012
YAYIN EVİ:  :  İthaki Yayınları


Madde 22 bu güne kadar okuduğunuz hiçbir romana benzemiyor. Kendine has bir mantığı, bambaşka karakterleri var. Joseph Heller’ın acı gerçekleri sipsivri bir alayla iğnelediği bu 20. Yüzyıl klasiğini okurken savaşı, yaşamın acımasızlığını, iktidarın yeri geldiğinde nasıl

23 Ekim 2015 Cuma

50 - DR JEKYLL VE MR HYDE'IN TUHAF HİKAYESİ



ÖZGÜN ADI: Strange Case of Dr. Jekyll and Mr. Hyde
           119 Sayfa
 BASKI: 1. Baskı
          Temmuz 2014
YAYIN EVİ:  Kırmızı Kedi Yayınları


Kitap beni pek sarmadı açıkçası. Bir "Frankestein" bekliyordum ama umduğumu bulamadım.

Bir doktor insanın iyi ve kötü olan iki özelliği üzerinde araştırma yapıyor ve bir formül buluyor. Ya sadece kötü olacağı yada sadece iyi olacağı bu yöntemle daha çok kötü yönleri serbest kalıyor ve bu durum adamı hem bedenen hem de ruhen çökertiyor.

Boşuna zamanınızı harcamayın derim.

21 Ekim 2015 Çarşamba

49 - KADINLAR RÜYALAR EJDERHALAR

URSULA K LE GUIN



ÖZGÜN ADI: 
           138 Sayfa
 BASKI: 5. Baskı
          Mart 2011
YAYIN EVİ:  Metis Yayınları
ÇEVİREN:  Bir grup çevirmen uğraşmış eserle adlarını                       yazmıyorum


Kitaba ön söz yazmış olan Bülent SOMAY çok güzel tespitler ve yerinde örneklemeler yaparak kitabı daha fazla merak edilir ve ilginç kılmış.
Le Guin okumamış birisine ilk okuma için önerimi soran olursa her şeyden önce bu kısa denemeleri kesimlikle ve şiddetle tavsiye ederdim.

7 Ekim 2015 Çarşamba

48 - FAHRENHEIT 451



ÖZGÜN ADI: Fahrenheit 451
           238 Sayfa
 BASKI: 3. Baskı
          Aralık 2014
YAYIN EVİ:  İthaki Yayınları
ÇEVİREN:  Zerrin Kayalıoğlu - Korkut Kayalıoğlu



İtfaiyede görevli Guy  Montag bir akşam işten eve dönerken yeni komşularının kızı Clarisse McClellan ile tanışıyor ve onunla kısa süren bir iki sohbetten sonra Montag’ın hayatı değişiyor. Sorgulamadan yoksun bir toplumda işi kitapları içinde bulundukları evle beraber yakmak olan ( bazen ev sahibini de beraber yakıyorlar ) itfaiye görevlisi iken birden her şeyi sorgulayan tehlikeli bir teröriste dönüşmesini anlatıyor.

2 Ekim 2015 Cuma

47 - TEMBELLİK HAKKI

TEMBELLİK HAKKI

ÖZGÜN ADI: Le Droit a la Paresse
           67 Sayfa
 BASKI: 1. Baskı
          Mart 2014
YAYIN EVİ:  Kırmızı Kedi Yayınları



Karl Marx’ın damadı olan Fransız Paul Lafargue’nin yazmış olduğu “Tembellik Hakkı”  her toplumun savunduğu çalışma hakkının anlamsız uzunluğunu ve zorlu koşullarını anlatıyor.
Kitap çok sade bir dille yazılmış ve çeviri konusunda da bir sıkıntı yoktu.
Günümüz Türkiye’sindeki işçilerin yaşama ve çalışma şartlarının da özeti gibi adeta. Birçok uluslar arası örgütün de raporlarına bakılacak olursa Türkiye’de işçiler ortaçağ Avrupa’sının şartlarını yaşamaktadır. Bu noktada Çin’le yarışmaktadır.